Amok Koşucusu Kitap Yorumu - Stefan Zweig

AMOK KOŞUCUSU

Stefan Zweig 'ın kitaplarını okumaya devam ediyorum.Stefan Zweig, kitaplarında çoğunlukla insan psikolojisini anlatmış,bir insanın en sınır noktalarını,en uç hislerini anlatmış.
Yazarın kitapları arasından en çok bu kitap ilgimi çekmişti.Hem adı hem de kapağı !

Kısaca kitaptan bahsedersek;
Bir yolcu gemisinde baş karakterimiz karanlık bir gecede insanlardan uzak kalmak geminin güvertesinden güzel manzarayı izlemek için geldiği köşede bir adamla karşılaşır.
Ertesi gece geldiğinde o adam ona bir şey anlatmak zorunda olduğunu söyler.
O anlattığı olay tüm kitabı kapsıyor.
Doktor adam,Hindistanın ücra köşelerinde doktorluk yaptığını emekli olacakken bi insanın yardım isteğini reddetmesiyle pişmanlık duyuyor ve  kadına yardım etmeyi saplantı haline getiriyor.Kadının peşinden bir Amok Koşucusu* gibi koşuyor.

*Saplantının krize dönüşmesi ve kişinin hemen koşmaya’koşarken de önüne gelen herkesi öldürmesine , Güneydoğu Asya bölgesinde ki "cinnet" haline denir.

Şöyle anlatayım,kitap ara ara şimdiki zamanda yani gemide,çoğunlukla da o adamın anlattığı yerde oluyor.
Anlatan kişi,yani doktor dinleyiciye hem anlatıyor hem de birlikte konuşuyorlar.O anlatırken baş karakterimizin düşüncelerini de okuyabiliyoruz.
Diğer Zweig kitaplarındaki gibi.


-ALINTILAR-


"Amok mu ?..Sanırım hatırlıyorum..Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluk..."
"Bu sarhoşluktan daha fazla bir şey...bu delilik,bir tür insan kudurması...ölümcül,anlamsız bir saplantının krize dönüşmesi hali,bunu başka hiçbir alkol zehirlenmesiyle kıyaslayamazsınız."

"İnsan her şeyini kaybettiğinde elinde kalan son şey için savaşır."

"Güvenin şartı samimiyettir,kayıtsız şartsız samimiyet."





Kısa ama çok yoğun bir hikaye,kitabı kesinlikle okumalısınız.
Ben  Zweig ' dan devam ediyorum.Sırada ki kitabım Satranç !
Yorumlarınızı bekliyorum :)

Kendinize iyi bakın !